MUHABBETLE BAKAN KUSUR GÖRMEZ

MUHABBETLE BAKAN KUSUR GÖRMEZ

"Kalem! Dokunduğum vakit, AŞK'ı dokumazsam düş elimden!..."

SÖZCÜKTE ANLAM 3

24/12/2008

SÖZ GRUBUNUN ANLAMI:

Birden çok sözcüğü içine alan, anlamında ve yapısında bir bütünlük bulunan, cümle içinde tek bir kelime gibi iş gören anlamlı geniş dil birliğine “kelime öbeği” denir.

Kelime grubuyla ilgili sorular son zamanlarda her yıl sorulmaktadır. Altı çizili olarak verilebilen kelime grupları tırnak işareti içinde de gösterilmektedir. Bu tür soruları çözerken kelime grubunun içinde verildiği parçanın anlam bütünlüğüne de dikkat edilmelidir.

 

  • “O, yaşamında silgiye hiç gerek duymamış biriydi.”                      (değiştireceği, pişmanlık duyacağı bir  

iş yapmamış olması)

  • “Yunus, bizlere yüreğinin derinliklerinden gelen sesle hitap etmiştir.”                  (içten gelen duygular)
  • “Genç adam, yenilgiye yenilmeyen bir insandı.”                                             (yılgınlık göstermemek)
  • Zamana direnen önemli sanatçılarımızdan biridir.”                                       (kalıcı olmak)

 

DEYİMLER

Genellikle gerçek anlamının dışında kullanılan, anlatımı daha güzel ve etkili yapan, toplum tarafından benimsenmiş, kalıplaşmış sözlere deyim denir.

Deyimler, bir toplumun kültürünü, tarihini, ortak dil zevkini yansıtması bakımından son derece önemlidir. Deyimlerin çokluğu Türkçeye ayrı bir güzellik ve anlatım gücü kazandırır.

Türkçede yaklaşık 90 bin kelime, 10 bin civarında da deyim vardır. Yani her dokuz kelimenin biri deyimdir. Deyimler biçim ve anlatım özellikleri bakımından ikiye ayrılır:

 

DEYİMLERİN BİÇİM ÖZELLİKLERİ:

Deyimler bir anlatım biçimidir. Çoğunda yargı bulunmaz. Yani deyimlerin çoğu cümle biçiminde değildir.

 

1)      Deyimler kalıplaşmış söz öbekleridir. Kalıplaşan sözcüklerin yerleri değiştirilemez veya bu sözcüklerin yerine başka sözcükler kullanılamaz.

 

Göze girmek, süt dökmüş kedi gibi olmak, tüy dikmek…

 

2)      Deyimler en az iki sözcükten oluşur.

 

Kafayı bulmak, gözden düşmek, kulağını çekmek, kötü gözle bakmak, tatlıya bağlamak…

 

  • Ancak, tek bir sözcüğün anlam yoğunlaşması ve kalıplaşmasıyla deyimleştiği de görülebilir. Fakat, bu tür deyimler çok azdır.

 

Akşamcı, bacaksız, kaşarlanmış, çirkef, yüzsüz, kaçık…

 

3)      Deyimlerin büyük bir kısmı mastar halinde olup cümlede fiil çekimine girer.

 

Burnundan kıl aldırmamak, aklı takılmak, ölümü göze almak, sürmeyi gözden çekmek…

 

4)      Az da olsa cümle biçiminde deyim vardır.

 

Ununu elemiş, eleğini asmış; ye kürküm ye; kuş uçmaz kervan geçmez; gözünü toprak doyursun; gel keyfim gel….

 

DEYİMLERİN ANLATIM ÖZELLİKLERİ:

1)      Deyimlerin hemen hemen hepsi mecaz anlamlıdır. Deyim denince akla mecazlaşma gelmelidir.

İğneyle kuyu kazmak, yüreği ağzına gelmek, sinekten yağ çıkarmak, gökte ararken yerde bulmak, dağ fare doğurdu, üstü kapalı konuşmak…

  • Az da olsa gerçek anlamıyla kullanılan deyim vardır.

 

Çoğu gitti azı kaldı, canı sağ olsun, kimi kimsesi yok, ağzına layık, iyi gün dostu, alan razı satan razı, dostu düşmana karşı, parayla değil sırayla…

2)      Bazı deyimler, vezinli ve uyaklı bir şekilde kurulur. Bu tür deyimlerin çoğunda deyimin bir kısmı tamamen anlamsız olup sırf uyak olsun diye söylenir.

 

Yere bakan yürek yakan, havada bulut sen beni unut, saldım çayıra Mevla’m kayıra, çaputuna çuluna âşıklık ne haline…

 

3)      Bazı deyimler kısa öykü biçimindedir.

-Adın ne? –Mülayim. –Sert olsan ne yazar?

-Baba hırsız tuttum. –Getir. –Gelmiyor. –Bırak. –Bırakmıyor.

Dilenciye hıyar vermişler, eğri diye beğenmemiş.

 

4)      Bazı deyimler fıkra, öykü ya da tarihi birtakım olaylara dayanır.

 

İpe un sermek, ye kürküm ye, püf noktası, altından çapanoğlu çıkmak, derdini Marko Paşaya anlat…

 

5)      Deyimlerin bir kısmında değişik söz sanatları vardır.

 

Eşekten düşmüşe dönmek: benzetme; iki gözü iki çeşme: benzetme; dizini dövmek: kinaye;

arı kovanı gibi işlemek: abartma…

 

ATASÖZLERİ

 

Atalarımızın uzun deneyimlerinden yararlanarak kısa ve özlü öğütler veren, toplum tarafından benimsenerek kullanılan kalıplaşmış yargılara atasözü denir.

 

ATASÖZLERİNİN BİÇİM ÖZELLİKLERİ:

1)      Atasözleri kalıplaşmış yargılardır. Sözcüklerin yeri değiştirilemez.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

Sır söyleme dostuna, dostun söyler dostuna.

 

2)      Atasözleri yargı bildirir. Yani cümle değerindedir. Kısa ve özlü anlatımlardır.

Vakit nakittir.

Aklın yolu birdir.

El elden üstündür.

Aç köpek fırın duvarı deler.

İki çıplak bir hamama yakışır.

 

ATASÖZLERİNİN ANLATIM ÖZELLİKLERİ:

1)      Atasözleri toplumsal olaylar hakkında bilgi verir.

 

Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

 

2)      Doğa olaylarının nasıl olduğunu açıklar.

Mart çıkmadan dert çıkmaz.

Mart ayı, dert ayı.

Martta yağmasın, nisanda dinmesin, mayısta aheste aheste.

 

3)      Bazı atasözleri doğrudan öğüt verir.

Sakla samanı, gelir zamanı.

Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.

Eşeğini sağlam kazığa bağla, komşunu hırsız tutma.

4)      Çeşitli gelenek, görenek ve inançları dile getiren atasözlerimiz de vardır.

 

Kimsenin ahı kimsede kalmaz.

Akacak kan damarda durmaz.

Ana kızına taht hazırlamış, baht hazırlayamamış.

Kızını dövmeyen dizini döver.

Baykuşun kısmeti ayağına gelir.

 

5)      Bazı atasözleri anlamca çelişir.

Aman dileyene kılıç kalkmaz.

Merhametten maraz doğar.

 

İyi insan sözünün üstüne gelir.

İti an, çomağı hazırla.

 

ATASÖZLERİYLE DEYİMLERİN KARŞILAŞTIRILMASI:

 

1)      Deyimler herhangi bir olay üzerine söylenen, özel anlamlı etkili sözlerdir. Atasözleri ise öğüt veren, genel doğruları ifade eden yargılardır.

2)      Atasözleri cümle biçimindedir. Deyimler ise genellikle yargı bildirmez.

3)      Atasözleri genel anlamlıyken, deyimler daha özel anlamlı olup sadece belli bir durumu karşılamak için kullanılır.

4)      Deyimler kural koymaz, atasözleri ise genel kural niteliği taşır.

 

İKİLEMELER

Anlatımı daha güzel ve etkili kılmak için aralarında ses benzerliği olan sözcüklerin yan yana sıralanmasıyla oluşan söz öbeğine ikileme denir.

Anlatımda tekrar ve ahenk öğrenmeyi kolaylaştırır. İkilemelerin en önemli özelliği de sözcüklerin tekrarı ve ahengidir. İkilemeler dile şiirsel bir güzellik katar ve anlamı pekiştirir. Türkçenin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Abideleri’nde bile ikilemelere rastlanır.

İkilemelerin en önemli özelliği kalıplaşmış olmalarıdır. İkilemeyi oluşturan sözcüklerin yeri değiştirilemez. Aksi halde ahenk ve akıcılık kaybolur.

Örnekler:

Çoluk çocuk                       allak bullak                         mırın kırın

İkilemeler şekil ve anlam özelliklerine göre şu şekillerde oluşturulur:

 

a)      aynı kelimenin tekrarı:

  • adlardan ikileme: ev ev, dağ dağ, köy köy…
  • yansımalardan ikileme: şırıl şırıl, hırıl hırıl, cayır cayır…..
  • sayılardan ikileme: bir bir, beşer beşer, onar onar….
  • Ünlemlerden ikileme: vah vah, hay hay, tüh tüh….
  • Fiillerden ikileme: durdu durdu, koştu koştu, baktı baktı….
  • Fiilimsilerden ikileme: güle güle, bakıp bakıp, olur olmaz…

 

b)      yakın anlamlı ikileme:

  • çayır çimen, bağ bahçe, çanak çömlek, doğru dürüst

 

c)       karşıt anlamlı ikilemeler:

  • gece gündüz, sağ sol, ileri geri, içli dışlı, bata çıka, düşe kalka

 

d)      sözcüklerinin biri anlamlı ikileme:

  • saçma sapan, eski püskü, eğri büğrü, yırtık pırtık

 

e)      sözcüklerinin ikisi de anlamsız ikileme:

  • abur cubur, ıvır zıvır, mırın kırın, eciş bücüş

 

f)       m ünsüzüyle kurulan ikileme:

  • adam madam, okul mokul, ev mev, yol mol

g)      ekli ikileme:

  • elde avuçta, tamı tamına, pisi pisine, gönülden gönüle, kalpten kalbe, günü gününe

 

h)      sorulu ya da bağlaçlı ikileme:

  • güzel mi güzel, şirin mi şirin, zor mu zor, ancak ve ancak, ağladı da ağladı

 

İKİLEMELERLE İLGİLİ ÖZELLİKLER:

1)      İkilemeyi oluşturan sözcükler arasına virgül konmaz.

2)      İkilemeler kalıplaşmış söz öbekleridir. Dolayısıyla cümlede her zaman bir bütün olarak değerlendirilir.

3)      İkilemeler cümlede değişik görevler yapabilir.

 

Öğrenciler kılık kıyafet aldı.                       (nesne)

Çocukları özene bezene giydirdi.             (zarf tümleci)

Mavi mavi gözleri vardı.                              (sıfat-özne)

Saçları sarı sarıydı.                                         (yüklem)

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki -
Canlı Sunum